Belit Onay MdL

Sprecher für BürgerInnenbeteiligung, Kommunalpolitik, Sportpolitik, Netzpolitik, Datenschutz

"Türkses" köşe yazısı

İnsanlığın battığı yer; Akdeniz

Neredeyse her hafta hatta her gün Avrupa'nın güney kıyılarında yaşanan insanlık dramına şahit oluyoruz. Yazın yaklaşması ve havaların ısınmasıyla birlikte Afrika'nın kuzeyinde bekleyen binlerce insan Avrupa'ya sığınabilmek için cesaretlenip adeta toplu intihara gider gibi Akdeniz'e açılıyor. İnsanların bu acı durumundan büyük paralar kazanan insan kaçakçıları, yüzlerce kişiyi balıkçı kayıklarına veya eski tankerlere bindirip sonu belirsiz bir yolculuğa gönderiyor. Büyük zorluklar altında geçen yolculuklar ne yazık ki birçok kez faciya ile sonuçlanıyor. Yunanistan, İtalya ve bazen Türkiye kıyılarından gelen korkunç haberlerde yüzlerce yolcudan ne yazık ki çoğu zaman kimse kurtulamıyor.
Avrupa Birliği ölümlerle beraber her seferinde 'şok' yaşasa da bunlar ne yazık ki 'timsah gözyaşları'nın ötesinde değildir. Bu yaşanan trajedilerin en büyük sorumlularından biri maalesef AB'nin ta kendisi.
Bunu anlamak için yakın geçmişe bakmakta fayda var; bu sorun yeni olmamakla birlikte başta İtalya olmak üzere 2014 yılında "Mare Nostrum" isimli bir projeyi devreye sokarak Akdeniz'de yaklaşık 150 bin mülteciyi kurtarmıştır. İtalya ayda 9 milyon Avro civarında bir meblağ harcayarak kendi başına büyük bir yük de sırtlamış oldu. Bu yüke daha fazla katlanamayacağını belirten İtalya'ya destek olmak yerine projeyi sonlandıran AB, "Triton" isimli bir projeyi devreye soktu. Triton projesi ayda sadece 3 milyon Avro ile "Mare Nostrum" projesinin sadece yüzde 20'lik alanında görev yapıyor. Bunun sonucunda 2014'ün ilk 5 ayında toplam 108 sığınmacı hayatını kaybederken, 2015 yılında aynı zamanda tahminen 1600 kişi yaşamını yitirdi.
Başta Almanya olmak üzere AB'nin önde gelen ülkeleri bu durumu yıllardır sadece izlemekle yetiniyor. Oysa "Mare Nostrum"u tekrar canlandırmak Nobel Barış Ödülünü almış bir Avrupa Birliği için tek doğru hamle olacaktır. Aynı zamanda dünyanın farklı bölgelerinde kaçmaya zorlanan insanlara, AB'ye hukuki ve insani açıdan uygun giriş imkânları tanınmalıdır. Bazı belirli ufak çaplı kontenjanlar dışında AB'ye sığınmacı olarak gelmeye çalışan insanlar için legal hiçbir yol ve yöntem bulunmamaktadır.
AB'nin sorumluluk kabul edip sınır kapılarını belli şekilde açması, hem Akdeniz'deki ölümleri azaltacaktır hem de örneğin Türkiye veya Lübnan gibi sığınmacı yükünü şu ana kadar büyük ölçüde sırtlayan  ülkelere de destek sağlayacaktır.


Aktionen & Kampagnen

Banner Fairnesspauschale - Für ein neues Urheberrecht, das allen hilft