"İmaj" dergisi köşe yazısı Alman medyasında göçmenler

Başta ARD ve ZDF olmak üzere, Alman devlet kanalları özel kanallarından farklı olarak bütçelerini devletin “Rundfunkigebühr“ isimli Radyo ve TV aidatı üzerinden sağlarlar. Buna göre Almanya’daki her ev, her hane ayda 17,98 € ödemek durumundadır. Bu aidat TV kanallarını izleseniz de izlemeseniz de, evinizde radyo veya televizyon olsa da olmasa da devlet tarafından toplanır.

Bu aidat sayesinde elde edilen büyük maddi imkanlarla devlet kanalları, reyting kaygısı olmadan yayın yapabilmektedirler. Alman devleti böylece popüler kültür dışında da medyada halk kültürüne, geleneksel gösterilere, şenliklere, yöresel özelliklerle, lehçelere yer vermeye çalışmaktadır. Hatta son zamanlarda bu ilkenin sıkca dışına çıkılması ve örnek olarak Şampiyonlar Ligi gibi spor müsabakaların yayın hakları büyük paralarla satın alınması ciddi eleştirilere sebebiyet vermiştir.

Ancak genel olarak izlenilen bu sözkonusu çizgi doğrultusunda bölgemizde de yayımlanan “NDR“ isimli Kuzey Almanya devlet kanalı mesela belli günlerde Aşağı Saksonya eyaletinin Hollanda sınırında konuşulan “Plattdeutsch“ diline azınlık dili olarak yayın süresi ayırmaktadır ve 7’den 77’ye hitap eden programlar sunmaktadır.

Almanya’da elli yıl geriye, yani Türkiye’den de “Gastarbeiter“ göçünün yeni başladığı günlere gittiğimizde o günlere has melodisiyle ve yayınlarıyla özellikle büyüklerimiz „Köln Radyosu“ adı altında Türkçe yayın yapan programı hatırlayacaktır. “Köln Radyosu“ bu sıralar 50’inci yaş gününü kutlamakta.

O zamandan bugüne yarım asır geçti. “Gastarbeiter“ denilen misafirler buranın yerlileri oldu. Ve Almanya’ya göç ederken kendileriyle birlikte kültürlerini, zevklerini ve belki de en önemlisi dillerini de getirdiler. Ve bu süre içerisinde teknoloji ve medya imkanları hızla gelişirken, ne yazık ki göçmen dilleri ve en başında Türkçe yayınlar konusunda devlet kanallarında geri saydık.

Küreselleşen dünyada çok dillilik dünyanın anahtarıyken, maalesef Almanya’da göçmen ailelerin özelliği olan ikinci ve hatta üçüncü dili yok sayılmakta ve bu da aynı şekilde medyaya yansımaktadır. Oysa birçok göçmen aile her ay hane başına 17,98 € ödeyerek Alman devlet kanallarına büyük kaynaklar sağlamakta ancak bunun geri dönüşümü olmamaktadır.

Anadilde yayını hatta bir kenara itersek ne yazık ki birçok kez göçmen paralarıyla Alman devlet kanallarında, göçmenler ve azınlıklar hakkındaki ön yargılar ve ayrımcı söylemler güçlendirilmektedir. Gündemle ilgili siyasi tartışma programlarına neredeyse istisnasız bir şekilde abuk sabuk ve radikal görüşleri savunan insanlar Müslüman temsilci olarak çıkartılır ve “Müslümanlar“ imajını çizer. Daha birkaç sene önce Alman devlet kanalında yayımlanan Tatort isimli polisiye dizisinde Alevileri toplu halde olası katil olarak gösteriliyordu.

Alman devlet kanalları basın ve medya özgürlüğü dahilinde bağımsız ve özgür olsalar da, en azından toplanan aidat doğrultusunda yayın sorumluluklarından muaf değiller.

Buradaki göçmenlerin devlet kanallarında yer almaya hakları vardır. Hatta dilleriyle ve kültürleriyle birlikte düzgün bir şekilde yer almaya hakları vardır.

Zurück zum Pressearchiv