"İmaj" dergisi köşe yazısı Avrupa’daki azınlık; Romanlar.

Bulgaristan ve Romanya’nın Avrupa Birliği’ne katılması ve örneğin Sırbistan için vize kolaylığının sağlanmasından sonra, bu ülkelerden batı Avrupa’ya ve özellikle de Almanya’ya göçün başladığına dair bir tartışma birkaç aydır kamuoyunu meşgul ediyor.

Bu tartışmada özellikle romanlar’ın balkanlardaki topraklarından göç ettikleri ve bununla birlikte adeta bir “yoksulluk göçü”nün yaşandığı iddia ediliyor. Almanya’daki belediyeleri temsil eden “Deutscher Städtetag” isimli oluşum yıl başında adeta alarm vererek göçün arttığını ve böylelikle Doğu Avrupa’daki yoksulluk sorunun Almanya’ya taşındığını belirtti. Almanya içişleri bakanı Hans-Peter Friedrich (CSU) bu iddiaya destek vererek, Doğu Avrupa’dan gelen “yoksulluk göçü”ne karşı daha sert müdahalelerde bulanacaklarını duyurdu.

“Deutscher Städtetag” ve içişleri bakanının verdiği rakamlar doğru olmamakla birlikte önemli bir gerçeğinin de üstünü örtmekterdir; 2007 yılından, yani Bulgaristan ve Romanya’nın AB üyesi olmalarından beri Almanya’ya göç eden insanların yüzde 80’i iş sahibidir, hatta gelenlerin yüzde 22’si yüksek lisans eğitimi almış, yüzde 46’sı ise kalifiye elemandır. Gelen insanlar Almanya’nın kalifiye eleman açığına böylelikle çözüm olmaktadırlar. Hatta gelen insanlar arasında çok sayıda üniversite öğrencisi bulunmaktadır.

Bu durumu gözönünde bulundurduğumuzda “yoksulluk göçü” tartışması çok eksik kalmaktadır. Mutlaka göç edenler arasında zor hayat şartlarından kaçanlar da vardır, ancak bu insanları sanki Almanya’daki sosyal sistemi sömürmek üzere buraya sızmış kişiler olarak göstermek çok yanlış. Balkan’lardaki romanlar’dan konuştuğumuzda birşeyi çok iyi bilmemiz gerekir; bu insanlar sadece ayda birkaç Avro fazla paraya sahip olabilmek için değil, adeta cehennemden kaçıyorlar. Balkan’lardaki siyasi ve toplumsal durumu yerinde görebilmek için Hannover’li bir roman derneği olan “Romane Aglonipe”ye Belgrad gezisinde eşlik ettim. Romanlar’ın Sırbistan’da yaşadıkları zulüm, aşağılanma, dışlanma ve ırkçı şiddet Avrupa’nın günümüzdeki kara lekesidir. Belgrad’daki izlenimlerimin geniş raporunu Almanca olarak bu İnternet adresinde bulabilirsiniz: gruene.lv/belgrad2013

 

Almanya’daki azınlık; Türkler

Bu sıralar CDU/CSU ve SPD arasında devam eden koalisyon görüşmelerinde ‘çifte vatandaşlık’ konusu da gündemdeki yerini korumaktadır. Bu tartışmalar sırasında Almanya içişleri bakanı Friedrich (CSU) muhtemelen içindeki Türk düşmanlığından ilham alarak şöyle bir demeç verdi: “Eğer insanların evlatlarına miras bırakabilecekleri çifte vatandaşlık verirsek, Almanya’da kalıcı Türk azınlığı olur.” Adeta asimilasyon hayallerinin açığa vurduğu bu söz, Friedrich’in tehlike olarak algıladığı bir durumdan kaynaklansa da, bu durum Almanya için büyük bir zenginliktir. Umarım Friedrich’in senaryosu gerçek olur ve Almanya’da kalıcı bir Türk azınlığıyla birlikte diğer etnik, kültürel ve dini azınlıklar da kalıcı olurlar. İçişleri bakanı da popülist bir şekilde korku ve düşmanlıkları körüklemek yerine Almanya’daki çoğulculuğa saygı göstermek ve uymak hatta destek vermek durumundadır.

Zurück zum Pressearchiv