"Türkses" köşe yazısı Evde Türkçe yasağı

Hristiyan Demokrat arkadaşlarımız son zamanlarda neredeyse hafta bir olarak yaptıkları ayrımcı çıkışlarına bir yenisi daha eklendi; Almanya’da herkesin Almanca konuşması gerektiğine inanan Bavyeralı CSU’lular, göçmenlerin aileleri içerisinde de yani kendi evlerinde bile Almanca konuşmaları gerektiğini vurgulamışlar ve bunu bir önerge olarak parti meclisine sunmuşlar. Ağır aksanları sebebiyle kendilerini Almanya’nın diğer bölgelerinde ifade edemeyen Bavyeralıların, Almanca’ya sahip çıkma çabaları da ayrı bir trajikomedi. CSU’luların bu girişimini önemsemeyip boşverebiliriz belki, ancak bu tür çıkşlar maalesef Almanya’da yaygın bir anlayışın eseri.

Mesela Hannover’de yeni doğan her iki çocuktan biri göçmen asıllı bir ailenin evladı. Ne yazık ki Almanya’da göçmen olmak birçok kesimde bir dezavantaj hatta bir engel gibi algılanyor. Almanya’daki toplum ve sistem de buna maalesef birçok zaman zemin hazırlamaktadır. Oysa göçmen çocukları sade Alman akranlarıyla kıyaslandıklarında hayata birçok açıdan önde başlamaktalar. Bunun en güzel örneği de dil veya ana dili. Göçmen asıllı ana babalar en iyi ihtimalde çocuklarında verebilecekleri ana dilleri vardır.

Bunu kendi çocukluğumdan biliyorum; kendim de 1981 yılında Türk bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğdum. Ailemizde ozamandan bugüne kadar normalde sadece Türkçe konuşuyoruz. Almancayı ise ilk olarak yuvada yani ‘Kindergarten’de öğrendim. Ancak genel olarak Alman eğitim sistemine baktığımızda göçmen çocuklarının bu yetenekleri sonradan ‘ilk önce Almanca‘ anlayışıyla maalesef köreltiliyor ve birçok çocuk ana dilini düzgün olarak öğrenip konuşamıyor. Oysa ana dili Almancaya rakip değildir, tam tersine ana dilini temel bir dil olarak iyi öğrenen çocuklar ikinci bir dili daha kolay öğrenmekteler.

Gittikçe küreselleşen dünyaya baktığımızda da çok dilli olmanın çağımızda olmazsa olmaz bir değerin olduğunu da açıkca görebiliyoruz. Alman eğitim sistemi yeri geldiğinde bunun farkında; örnek olarak öğrencilerimiz az çok İngilizce veya Fransızca öğrenebilsin diye dil eğitimine ve değişim programlarına her sene dünya kadar paralar harcanıyor. Bu tabii ki doğru bir yatırımdır ancak bu yatırımları eğitim sistemi bunları göçmen kökenli insanlarımızın dillerine de yapmalıdır. Bu hem çocuklara fayda sağlayacaktır, hem de bu, göçmen olarak Almanya’ya yerleşen insanların kültürlerine gerekli saygı göstergesidir.

Ancak bahsettiğim bu adımların aksine maalesef CSU’luların anlayışı hakim. Ne yazık ki hâlen göçmen dilleri Almancaya rakipmiş gibi görülüyor. Aşağı Saksonya siyasetinde de yakın zamana kadar bu anlayış hakimdi. Eyaletimizde Yeşiller ve SPD koalisyonu olarak bu anlayışı kırmak ve ana diline yuvadan, ilköğretime, orta okuldan lise mezuniyetine kadar gerekli değeri verebilmek için alt yapı çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu ülkede Bavyera lehçesine nasıl yer varsa, Türkçe gibi göçmen dillerine de yer var. CSU’lular gibi muhafazakar güçlerin bazı dil ve kültürlere düşük değer biçmelerinin tam tersine bu doğru yolumuzdan şaşmayacağız.

Zurück zum Pressearchiv